Arıların Sallanma Dansı: Karanlıkta Adres Tarif Etmek
Bal arıları yiyeceğin yerini petek üzerinde çizdikleri bir dansla anlatıyor. Bu şaşırtıcı iletişim dilinin işleyişine bakıyoruz.
Selen Arıkan 3 dk okuma
Bir kovanın içi ilk bakışta kaotik görünür: on binlerce arı, sürekli hareket, üst üste binen gövdeler. Oysa bu kalabalığın içinde son derece düzenli bir bilgi akışı vardır. Yiyecek bulup dönen bir arı, kovan kardeşlerine kaynağın nerede olduğunu tarif eder. Bunu sesle ya da kokuyla değil, petek yüzeyinde yaptığı bir hareket dizisiyle anlatır. Hayvanlar dünyasının en dikkat çekici iletişim biçimlerinden biri, karanlık bir kovanın içinde gerçekleşen bir dans.
Dansın iki temel biçimi
Kaynak kovana çok yakınsa arı dairesel bir tur atar; sağa döner, sola döner, aynı noktada küçük çemberler çizer. Bu hareket yön bilgisi vermez, yalnızca "yakında bir şey var, çıkıp arayın" anlamına gelir.
Mesafe belli bir sınırı aştığında dans biçim değiştirir. Arı düz bir hat boyunca ilerlerken karnını hızla yanlara sallar, sonra bir yay çizerek başlangıç noktasına döner, düz hattı tekrarlar ve bu kez diğer yönden geri gelir. Havada sekiz rakamına benzeyen bir iz kalır. Sallanma dansı adı verilen bu hareket, hem yön hem mesafe içerir.
Yön güneşe göre tarif ediliyor
Dansın en zekice yanı koordinat sistemi. Arı, petek üzerindeki düz hattın yukarı yönünü güneşin bulunduğu yön olarak kabul eder. Eğer kaynak tam güneş doğrultusundaysa, düz hat dosdoğru yukarı çizilir. Kaynak güneşin kırk derece sağındaysa, düz hat dikeyden kırk derece sağa eğik çizilir.
Yani arı, gökyüzündeki açıyı petek yüzeyindeki açıya çeviriyor. Karanlıkta güneşi görmeyen izleyici arılar, bu çeviriyi ters yönde yaparak dışarı çıktıklarında doğru yöne uçuyor. Dahası, güneş gün boyunca hareket ettiği için dans eden arı bekleme süresine göre açıyı kendiliğinden düzeltir. Uzun süre kovanda kalan bir arı, saatler önce bulduğu kaynağı hâlâ doğru tarif edebilir.
Mesafe bilgisi ise sallanma bölümünün süresinde gizlidir. Sallanma ne kadar uzun sürerse kaynak o kadar uzaktır. Arılar mesafeyi metreyle değil, uçuş sırasında gözlerinden akan görüntü miktarıyla tahmin ediyor. Bu yüzden rüzgârlı ya da açık arazide yapılan tahminler biraz kayabiliyor.
Dansı izleyenler ne yapıyor
Kovanın içi karanlıktır, dolayısıyla izleyici arılar dansı görmez. Antenleriyle dans edeni takip eder, gövdesinin titreşimini ve petekten yayılan sarsıntıyı algılarlar. Aynı anda dans eden arının üzerindeki çiçek kokusunu da alırlar; böylece yalnızca yeri değil, aranacak çiçeğin kimliğini de öğrenirler.
İlginç olan, kovanın bu bilgiyi körü körüne kabul etmemesi. Aynı anda farklı kaynakları anlatan birden çok dansçı bulunabilir. Daha zengin kaynağı bulan arı daha uzun ve daha ısrarlı dans eder, dolayısıyla daha çok izleyici toplar. Kaynak tükenmeye başladığında dansın enerjisi düşer ve ilgi başka yöne kayar. Kovan, merkezî bir karar verici olmadan, dans yoğunluğunun kendiliğinden dengelenmesiyle kaynaklarını en verimli alana yönlendirir.
Sadece yiyecek için değil
Sallanma dansı yalnızca çiçek tarifinde kullanılmaz. Oğul veren bir koloni yeni yuva ararken, keşif arıları buldukları boşlukları aynı yöntemle anlatır. Bu kez rekabet daha uzun sürer; günlerce süren dans yarışının sonunda çoğunluk tek bir adreste birleşir ve koloni topluca oraya taşınır.
Su ihtiyacı olduğunda su kaynağı, reçine ihtiyacı olduğunda uygun ağaçlar aynı dille bildirilir. Yani dans, tek amaçlı bir sinyal değil genel bir konum anlatma dili.
Dansın anlaşılması, bilim tarihinde de önemli bir dönüm noktası sayılır. Böceklerin karmaşık bilgi aktarabildiği fikri ilk ortaya atıldığında ciddi kuşkuyla karşılandı. Uzun yıllar boyunca, arıların aslında dansı değil dansçının üzerindeki kokuyu takip ettiği ileri sürüldü. Tartışma, dans eden arıyı taklit eden küçük mekanik düzeneklerin kovana yerleştirilmesiyle çözüldü. Yalnızca doğru açı ve süreyle hareket eden bu düzenekler, gerçek arılara tarif edilen noktaya uçmayı öğretebildi. Böylece dansın gerçekten bir konum bilgisi taşıdığı deneysel olarak doğrulanmış oldu.
Bu sistemi kavramak, arıların neden bu kadar verimli tozlaştırıcı olduğunu da açıklıyor. Tek bir arı bir çiçek tarlasını bulduğunda, birkaç saat içinde yüzlerce arı aynı tarlaya yönelebiliyor. Kovanın kolektif zekâsı, tek tek arıların yeteneğinden çok bu bilgi paylaşım düzeninden geliyor. Bahçenizdeki bir arı, aslında karmaşık bir haberleşme ağının en uç ucundaki taşıyıcı.